16 Aralık 2011 Cuma

İzlemediğim Filmler Antolojisi vol. 8

DÜŞÜNCELER KURŞUN GEÇİRMEZDİR 

Özgürlüğünü kaybetmiş bir bireyin ve toplumun kaybedecek başka bir şeyi kalmamış demektir.
 
Bir toplumu özgürlüğünden koparmak için düşünmesini ve fikir üretmesini engellemek, bunun için de sanatla ilişkisini kesmek gerekir. Bütün sanat mecralarının sadece propaganda aracına indirgendiği bir ortamda toplumun özgürleşmesi için bir tohum atılması ve bu tohumun filizlenip meyve veren bir ağaç olması için özenle yetiştirilmesi gerekir. Bu tohum, düşüncelerdir. Düşünce bir kişinin çabasıyla yeşerip önce bir ağaç olur. Sonra bir fidanlık ve yeterince sahip çıkılırsa orman olur ve durdurulamaz bir şekilde yayılabilir. En umutsuz gibi gözüken zamanlarda bile kurtuluş için her zaman bir çıkış yolu bulunabilir. Bunun geçmişte örnekleri olduğu gibi gelecekte yaşanırsa da tarih tekerrür edebilir.


DİSTOPYADAN KAÇIŞ
George Orwell’in 1984’ünden Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya’sına edebiyatta, Fritz Lang’ın Metropolis’inden (1927) Terry Gilliam’ın Brazil’ine (1985) sinemada gelecek genelde oldukça karamsar kurgulanmış, gerek bireylerin gerekse toplumun bu otoriter baskıdan nasıl kurtulabileceği düşünülmüş. Sanatçıların, karamsarlıklarından mı ya da zamanlarındaki dünya düzeninden çıkardıkları öngörüyle mi geleceği bu şekilde kurguladıkları bilinmez ama bilim kurgu eserlerinde medyanın toplum üzerinde kurduğu otorite ve hakimiyet genelde değişmez bir olgudur. Çizgi roman dünyasını değiştiren isimlerden biri olan Alan Moore’un eserinden beyaz perdeye uyarlanan V For Vendetta da benzeri bir atmosferde geçiyor. Güzellik ve estetik adına ne varsa yasaklanmış; insanların, mevcut sistemin işlemesi adına hissetmeyen ve düşünmeyen robotlar haline geldiği dünyada askeri bir deneyin sonucu ortaya çıkan ve kendini “V” (Hugo Weaving) olarak adlandıran bir özgürlük savaşçısı, yok olmaktan kurtardığı kitaplar, plaklar, filmler ve diğer sanat eserleri ile kendini geliştirerek toplumu içinde bulunduğu şuursuzluğun içinden çekip çıkarmanın mücadelesini veriyor.

Natalie Portman, kel olmanın yakıştığı nadide kadınlardan biri olsa gerek

ANONİM KAHRAMAN
“V” amacına ulaşmak için kendi kimliğini saklayarak 17. yüzyılda önemli bir özgürlük figürü olan Guy Fawkes’in maskesini takıyor. Maske sadece kendi kimliğini saklamak için kullandığı bir aksesuar değil. Yanına topladığı destekçilere de dağıttığı için toplumsal ve otoriter hiyerarşiden uzak ve eşitlikçi bir sistemin de sembolü. Ayrıca maskenin anonimlik temsilinin, akıllara kazınan “bu maskenin ardında et ve kemikten fazlası var. Bu maskenin ardında bir düşünce var Bay Creedy. Ve düşünceler kurşun geçirmezdir.” repliği ile özellikle altı çiziliyor.
Bir çok edebiyat ve çizgi roman uyarlamasının aksine düşünsel yönünün görselliğin altında ezilmediği bir film V For Vendetta.

Planet (Eylül 2011)

PS: V'yi tabii ki 5 kere falan izledim. Fazla söze gerek yok =)

0 yorum: